Ateistlikten Mevleviliğe

16 Şubat 2010 Salı 09:36

İlk kez 2007 yılında şahit oldum… Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Ermeni’si Yahudi’si, Süryani’si...

Ateistlikten Mevleviliğe
yavuznufelİlk kez 2007 yılında şahit oldum…
Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Ermeni’si Yahudi’si, Süryani’si...
Sağcısı, solcusu; inananı, inanmayanı; türbanlısı, başı açık olanı...
Daha önce  sokakta karşılaşmamak için yolunu değiştiren, birbirlerine “Merhaba” demeyi “zul” sayanlar;t emeli, kökü Anadolu topraklarına ait kim varsa oradaydı...

Konya’dan insanlığa sesleniyordu Hz. Mevlana: “Gel, ne olursan ol yine gel”
8 asır önceden yapılmıştı bu çağrı, bu davet... “Gel”diler, herkes oradaydı...
Hollandalılar, Sürinameliler, Faslılar başta olmak üzere onlarca ulustan insan oradaydı...
2007 yılının UNESCO tarafından “Mevlana ve Hoşgörü Yılı” olarak kabul edilmesinin ardından, Hollanda’da başlayan hummalı bir çalışma meyvelerini vermişti…
Mevlana’nın yaşadığı toprakların ( Konya)  çocuğu “Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD)” Hollanda  Başkanı Veyis Güngör, Hollanda’da kültür ve sanat alanında etkin 17 kuruluşu bir araya getirerek, etkinlikler maratonuna  Amsterdam’da uzay üssünü andıran  Müzikgebouw aan Het IJ” de başlamıştı…
Zaman zaman, bir soru karşısında güler geçersiniz...
Zaman zaman derin derin düşündürür bir soru...
Mevlana etkinliklerinin açılışında da bir Ateist bayan; “Mevlana ‘gel’ diyor ama geçtiğimiz asırda dünyayı kana bulayan -başta Hitler olmak üzere- kanlı katiller de mi gelecek? Günümüzde insan kanı ile beslenenler; açlığın, felaketlerin, savaşların sorumluları ve suçluları da mı gelecek? Onlarla ne bu dünyada ne öteki dünyada bir arya gelmek istemem… Zaten ben bir Ateistim” dedi ve vereceğim cevabı beklerken yüzünde madeni bir tebessümle “ Bu da sana kapak olsun” der gibiydi bana…
 
Mevlana’nın  “Gel” çağrısını mana açısından tam olarak anlamayanlara, aklında soru ( aklından zoru) olanlara nam-ı diğer Cilali İbo’dan (Feridun Karakaya) duyduğum şu fıkrayı anlatırım hep ve bir kez daha anlatmak şart olmuştu:
Sarhoşun birisi bindiği belediye otobüsünde başlar onlarca kişiye küfretmeye. Her küfrün sonunda “Yalnız şu ilerdeki beyaz gömlekli iki kişi hariç...”  Durmadan aynı şekilde küfreder sarhoş. Yaşlı bir kadın dayanamaz;  “Sarhoş bey evladım, o beyaz gömlekli adamlar neden hariç, merak ettim...” deyince sarhoş, “Teyzecim onları tuvalet kâğıdı olarak kullanacağım!” der...
“Kanlı katiller, dünyayı kana bulayan liderler de mi gelecek?” sorusunu soran ateist bayan gülme krizini atlattıktan sonra, “Anladım, onların gelmesinde de bir sakınca yok!” dedi ve Mevlana hakkında broşür, kitap ne bulduysa, ne gördüyse çantasına yerleştirmeye başladı...
Ardan geçen üç yıla yakın zaman sonra Ateist bayandan aldığım telefon karşısında şaşırdım kaldım…
“ Çok istememe rağmen ciddi sağlık sorunlarım dolayısı ile  çarşamba günü ( 10-02-2010)  -Gel-emeyeceğim dedi… Benden yapılacak toplantı ile ilgili bilgi vermemi istedi…
Konu yine Mevlana…
Malumunuz ;Avrupa Komisyonu, 2010 yılını Avrupa Yoksulluk ve Sosyal
Dıslanmıslıkla Mücadele Yılı ilan etti. Bu vesile ile UETD Uluslararası Adalet Divanı merkezinin de bulundugu Den Haag’da ( Lahey) Mevlana’nınyedi altın öğüdünden hareketle, KONYA KRİTERLERİ konulu bir tartışma proğramı düzenledi…
 
UETD Hollanda başkanı Veyis Güngör böyle bir proğramın gerekçesini “Konya Kriterleri tartısması; yoksulluk ve sosyal dıslanmıslıkla mücadelenin yanı sıra,
Avrupa ülkelerinde uzun süredir tartısılan ‘entegrasyon’ konusunda “kültürcü” bir
yaklasımla farklı kültürleri dıslayan, çogu zaman asagılayan ve dahi Avrupalı olmayanların
davranıslarını o insanların kültürlerine yükleyen zihniyetin yanıldıgına isaret etmektedir.
Farklılıkların bir zenginlik oldugu, yüzyıllar öncesinden Konya’da su sekilde ifade
edilmistir: “Sefkat ve merhamette günes gibi ol”.
Sekiz yüz yıl önce Konya’da “Cömertlikte ve yardımda akar su gibi ol” ve
“Hosgörülükte deniz gibi ol” çagrılarıyla hiç bir etnik, din, renk ve cografya farkı gözetmezin milyonlarca insanın gönlünde taht kuran “Konya Kriterleri” günümüz Avrupa’sındaki aktüel tartısmalara olumlu bir katkıda bulunacagına inanmaktayız.” diye açıkladı…
 
A. van Bommel (Mesnevi’yi  Hollandacaya kazandıran çevirmen), Prof. dr. ir. M. Aksit (Twente Üniversitesi), Doç. Dr. Bülent Senay (Hollanda Diyanet Vakfı Baskanı ve T.C. Lahey Büyükelçiligi Din Hizmetleri
Müsaviri), R. Lucardie (Cordaid) ve Sadık Yemni (Hollanda Türk Yazarla Kulübü Baskanı) İngilizce ve Flamanca olarak yaptıkları konuşmalar, proğram sonunda sorulan sorulara verdikleri cevaplar  ne derece hedefine ulaşmıştı merak edip davetlilere sorduk. Işte ağız birliği etmişcesine aldğımız cevap: Mevlana Düşüncesi, günümüz Avrupası için sunulmuş bir hediyedir…
 
UETD Holllaanda Başkanı Veyis Güngör; 2010 yılı içinde devam edecek olan Konya Kriterlerinin hedefinin Bürüksel Avrupa parlementosu olduğunu söylerken, ben benim Atesim gibi soru soracak birini aradım ama bulamadım… O beni aradı, kısaca  anlattım ve  işte böyle Ateist hanım, dedim!
 
“Bana Atesit hanım deme, o zaman ateistim öyle görünüyordum, şimdi değilim öyle görünmek ya da hitap edilmek istemiyorum” dedi… 
 
Küpelik: Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir (Mevlana)

Yavuz Nufel
Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x