Bir Hollandalı, Kurban Bayramı kutlarsa

03 Kasım 2011 Perşembe 09:18
Bir Hollandalı, Kurban Bayramı kutlarsa

 

Kurban Bayramı’na yaklaştığımız şu sisli, puslu, acılı günlerde de, bayram mı olur derken, batı dünyası Noel  hazırlıklarını, her yıl olduğu gibi, bu yıl da, yapmaya başladı bile.

Bizim çocuklarımız da onların bu hazırlıklarının heycanına kapılıyor.
Burada kimin umrunda terör, canlı bomba veya deprem.

Okulun ve çevrenin etkisiyle onların heycanına kapılmış olan çocuklarımıza, ama bizim de, yakında bayramımız var diyoruz. Bu bayramın adı, Kurban Bayramı. Kurbanın ne olduğunu bilmeyen çocuklarımıza anlatmaya çalışıyoruz kurbanı, onların anlayacağı dilde.

Derken ilk kurban geliyor aklıma. Hz. İbrahimin tam oğlunu kurban edecekken ve o buna razı olmuşken, ona gelen o ilahi kurban.

Nasıl bir teslimiyetse, evladını kurban etmeye kalkmak. Ya hz. İsmail' in bıçak altına yatıp, razı olması kaderine. Hele Hacer Anamızın, eğer Rabbim emretmişse vardır bunda bir hikmet deyip de, eşini teşvik etmesi, yavrularını canlı, canlı kesmeye!

Demek insan böyle razı olunca Yaratan' dan, O da rıza gösterip gönderiyor kurbanını kendi katından.

Zaten Hz. İbrahim değil miydi, daha çocuk yaşta kendi aklıyla Rabbini bulan.
“Ne güneş' e ne yıldızlara benim imanım, ben ancak her gün bunlara yer değiştirten, bir olan İlah’a taparım” demişti.

Demişti de sonra onu ateş bile yakmamıştı. Bu aşkı Necip Fazıl dizelerinde ne güzel tasvir etmişti:

''Rabbim, Rabbim bu işin, bildim neymiş Türkçesi,
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi "

Derken aklıma birden, bundan bir iki yıl önce Kurban Bayramı arefesi İbrahimce Allah' ı bulmuş, bir Hollanda' lı arkadaşımla yaptığımız konuşma geldi.

Daha yeni tanışmıştık. Siz ailece Kurban Bayramını nasıl geçiriyorsunuz diye sormuştum kendisine. Aldığım cevap bir ibret tablosuydu, bilinçli çocuk yetiştirmek isteyen her müslüman aileye.

Biz Kurban bayramına günler önceden hazırlığa başlarız çocuklarla dedi.
Ben çocuklara renkli kartonlar, balonlar ve süsleme malzemeleri alırım.

Önce siyah kartonla, onlarla beraber Kabe' nin bir maketini yaparız ve kabenin etrafında dönmeye tavaf dendiğni anlatırım çocuklara ve beraber tavaf ederiz dedi.
Ayrıca iki tepe yaparız kartonlardan, birinin adı Safa diğerinin Merve.
Hacer Anamızın uzun, uzun yıllar önce, bu iki tepe arasında koşuşturup yavrusuna su bulmak için çırpınırken, İlahi bir sesin ona sağ ayağını vur dediğini ve yerden "Zemzem" denen suyun çıktığını, bu suyu hacıların  içtiklerini ve bu koşuşturmayı hacca gidenlerin hala yaptıklarını, ve buna" say yapmak" dendiğini onlara öğrettiğini söyledi.

Ayrıca burda kurban kesmeyip, fakir ülkelere gönderdiğimiz için, çocuklara bunu anlatıyorum, ama yine de sembolik olarak bir büyük balonon içine onlar, şeker dolduruyorlar.
Bu balonu şişiriyoruz, dışını pamukla süsleyip onu koyun veya inek yapıyoruz ve başlıyorlar gün saymaya. Üç gün kaldı, iki gün kaldı, bir gün kaldı diye ve bayram günü balonu patlatıp, şekerleri yiyorlar. Bende aldığım etle kavurma yapıyorum ve o gün gelen misafirlerle berabar, yiyip, içip bayram yapıyoruz dedi.

Ben, ya ne güzel dedikten sonra, bizdeki bayram hazırlığının sadece alışveriş, yemek hazırlamak ve temizlik yapmak olduğunu söyleyemedim tabi, kendisine.


Bu bayram herkesin kazasız, sağlıklı ve olaysız bir bayram geçirmesi dileğiyle.

Arzu Gür Gerçek

arzu11@hotmail.nl



Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x