Çalsın Sazlar, Oynasın Bay-an-lar!..

Çalsın Sazlar, Oynasın Bay-an-lar!..

08 Kasım 2011 Salı 12:30

Başlıkta takılmayalım desem de aslında her şey başlıkta gizli! Bu gizliliği ben de merak ediyorum diyerekten konun içine balıklama girişten yanayım!.. Son...

Çalsın Sazlar, Oynasın Bay-an-lar!..

Başlıkta takılmayalım desem de aslında her şey başlıkta gizli!
Bu gizliliği ben de merak ediyorum diyerekten konun içine balıklama girişten yanayım!..

Son dönemlerde başlığını da attığım gibi ortalık Bay-an dolu.
Bayan derken: Ayılana gazoz bayılana limon gerektiren bayılmalardan…

Sorumlu tuttuklarımla tutmadıklarım arasındaki ayırımı yapabiliyorum.
Merakınıza binaen:
Yıllardır  medya işi içerisinde eğlencelere, konserlere, balolara, resepsiyonlara,oraya, buraya gidiyorum. Her gittiğim yerde zaten topu topu 10-15 kişi olan meslek aşığı ağabeylerim, ya da bir kaç bayan arkadaşımız(gazeteciler), belirli iş adamları , iş kadınları, resmi kurumlarda görevli 3-5 ağabeyimiz ve ek olarak  yine tanıdık diye adlandırılan bir kaç kişi.( Çuvaldız bana da var)

Hollanda’nın her yerde bu  yüzleri görmekten sıkıldım.
Sıkılmam kişisel anlamda değil.
Ama artık bıkkınlık  veren bir boyutu var.
Su festivalinde varlar, hayat konserinde de, Büyükelçilik resepsiyonlarında varlar, milletvekili geldiğinde de, turşu festivalinde varlar, mevlütlerde de, sünnet düğününde varlar, futbol izlerken de.
E, bende vardım buralarda daha düne kadar...
Sorunun ne senin diyenlere:
Espri aslında bu değil!
Asıl espri şu: Bizim Hollanda da 420.000 nüfusumuz (Türk) var. Ve Hollanda genelinde yapılan tüm etkinliklerde bu bahsini ettiğim toplam  200-250 sima var.
Bunlar paslaşmalı olarak çalışıyorlar.
Görev dağılımları bilakis taktik gereği yapılıyor. Savunmacılar belli, oyunu kuracaklar da, golü atanlar ya da auta, taca atanlarda artık belli.
Kimin oynayıp kimin oynamadığı da.
Her şey  bu kadar açıkken hala bu insanların aynı yerlere davet edilmeleri de tuhaf. Ki bazıları  da davetsiz misafirler!

Lobi diye bağırdığımız Hollanda lobisini oluşturacak kişiler. Ama lobiler nasıl yapılıyor anlatayım:

Yapılacak organizasyona davet edilenler dediğim gibi değişmeli de olsa aynı kişiler. Bu kişiler ortak paydada buluşuyor. Ortak payda derken paydanın ne olduğunu ben 10 yıldır bulamadım. Olumlu yapılan bir çalışma? Aaa hatırlayamadım. Var mı merak ediyorum!.. Vardır belkide deyip burayı da fazla zorlamıyorum.

Ego tatmini yapan işadamlarımızın,
Ortam olsun diye giden siyasetçilerimizin,
Yahu hazır bunlar toplanmışken  bir kare fotoğraf ya da 3-5 dakikalık görüntü alayım diyen medyacılarımızın,
Bu ortamlar nasılmış, diye merak edip allem ve küllemle edip kendisini bir şekilde davet ettitenlerin, gittiği/ tolandığı/ bir araya geldiği; velhasılı kelam ne yapmaya neden gidildiğini bilmediğin ortamlar...

Biz lobiciliğin neresindeyiz biliyor musunuz?

Biz lobi yapmak için toplanmayı biliyoruz!
Yemek yemeyi sohbet etmeyi de!
Birbirimizi çekiştirmek zaten bir hastalık genlerimizde!
Kuyu kazmak! Aman Allah’ım oda ne ki!
Teneşir’e bile koyarız acımadan AlimAllah!

Ama unuttuğumuz şey!
Lobi!
Enteresan değil mi! Ortak çıkarlar için hareket etmeyi unutup, kişisel çıkarlara başvurmak! Toplanma sebebin ne senin yahu, diye sorsak?

Tek bir örnek vereyim: Bundan önemlisi de yok ki zaten!

Flört… Ama zararsız emin olun!
Zararsız flört…

Bu flört’ü  Wilders’la da yapabilsek keşke,
Bu flört’ü Kraliçeyle de yada Başbakanla.
Hadi hiç olmadı Sivil Toplum Örgütleriyle…

Anadoluda’ki bir tabirle noktalayalım: Loooo  bii gelsene!
Geliyorum!
Gelmem mi?
Bizim lobimiz de farklı sayılmaz değil mi?

Esen Kalın,

Not: Devam edecek..

Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x