ÇÖZÜMLENEMEYEN TEK BİLMECE: AŞK

06 Mart 2010 Cumartesi 17:57

Bugünler de insanların adına Aşk dediği ancak Aşk tan fazlasıyla uzak olan duygularıyla sık sık karşılaşıyoruz.

ÇÖZÜMLENEMEYEN TEK BİLMECE: AŞK

hulyakurtBugünler de insanların adına Aşk dediği ancak Aşk tan fazlasıyla uzak olan duygularıyla sık sık karşılaşıyoruz.

Herkesin gönlünde bir “Leyla” bir “Mecnun” var
Günümüzdeki insan yazgısı, birazda gönlünde ki  “Meçhul”
Leyla yı  bulmamak olmalı !
Üstelik herkes başkasını seviyor ve büyük çoğunluk kendisini sevene Aşık değil.

Etle tırnağın ayrışması gibi doğadan koparılan insan, Metropollerin geniş caddelerinde bir hız ve karmaşaya kapılırken, kuşkusuz Aşk ta doğasına yabancılaşıyor.

Aşkın şeffaflığına, temizliğine Aşkın kendisinden başka her şey karışınca, metalaşan Aşk özünden yalıtılıyor.
Bu yüzden nice yanılmanın ve salt cinsel tercihin adı yine “Aşk” olarak aramızda dolaşıyor.
Adı dolaşıyor ama kendisi pek ortalıkta görünmüyor.

Günümüzde daha çok “koşullu” seviliyor ;
Oysa Aşk “koşulsuz” sevebilmektir.
Aşk programlanıyor ;
Buda doğasına aykırıdır, o programlanamaz ;
Gelir bulur sizi ve “Git” diyemezsiniz.

Gerçek Aşk tutkudur. Tutku yıkıcıdır, acı çekmeyi koşulsuz göze almaktır Aşk.
Şimdilerde hafta sonu eğlenceleri için Aşık olunuyor(!)

Mutlu olmak için, oysaki mutluluk diye bir şey olduğunu düşünmüyorum, olsa olsa “mutlu an lar” olabilir insan ömründe.
Aşk kişiliğin harcıdır, acıyla başlar ve çoğu kez acı çekerek o ilişkiyi tüketirsiniz.
Yaralanır ve yaralarsınız, bazen sevginiz mağlup gelir.
Yenilmesini de bilmektir Aşk !
 
Çevremize baktığımız da çok çeşitiyle karşılaşıyoruz.
Kimi istek taleple yaklaşırken, kimisi de direk amacına ulaşmak adına bin bir dereden su taşımayı bırakın, neredeyse kanguru misali cebinde taze sıcak sıcak hazırlanmış skor Aşk listesi taşıyor.
 
Metropol yaşam ve hayatımızda, internet, telefon gibi iletişim araçları da bu durumun en büyük silahları,
o kadar çabuk başlatıp o kadar çabuk tüketiyoruz ki, bizler yaşarken bile kendimize inanamıyoruz.

Bütünsel olarak baktığımız da, aslında ekmek gibi su gibi ihtiyaç duyduğumuz, nefesini içimizde hissettiğimiz, bakmaya kıyamazken gözlerine, derinliğini yüreğimizde yaşadığımız “Sevgi” değil mi istediğimiz ?
 
Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır.
“Beklentidir”
 
Aşk, delicesine flört ederken yanında’ kinin hiçbir şey yapmama hakkını teslim etmektir.
 “Saygıdır”
Aşk, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. “Kabullenmektir”
Aşk, simdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. “Sabırdır”

Aşk, saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. “Keşiftir”
Aşk, sevişelim demeden sevişmek, yanında’kinin ne istediğini bilmektir.
“ Anlaşmaktır”
Aşk, bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır.
“İnceliktir”
 
Aşk, korumaktır.
“Sorumluluktur”
 
Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. “Mizahtır”
 
Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır. “Şehvettir”

Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir.
“Teslimiyettir”

Aşk, sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir.
“Gerçektir”

Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır.
“ Neşedir”

Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır.
“Mutluluktur”

Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediğinizde, uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabını almaktır.
“Sıcaklıktır”
 
Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir.
“Tazeliktir”

Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.
“Düşlerin gerçek olmasıdır”

Aşk, kocaman yatağın üçte birine sıkışmaktır.
“Yakınlıktır”

 Aşk, evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır.
“Güvendir”
 
 Aşk, hoş çakal dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir.
“ Kaderdir”

Aşk, gerindiğinde sızlayan vücut lafının anlamını bilmektir.
“Derstir”

Aşk, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır.
“Uyumdur”
 
Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır.
“Düşüncedir”

Aşk, rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır.
“ Yalnızlıktır”

GÖNÜL DERYASI “AŞK” HAYALİ !..

“O” nu hatırladıkca, başı göğe ermişcesine ya da asansör boşluğuna düşmüşcesine ürperiyorsa yüreğiniz… 

Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla “O” hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız, gün boyu nedensiz ve her konduğunuzda, diğerini  iple çekiyorsanız, bu  hislerin “O” ’nunlayken  pervaneleşen yelkovanlar, “O”nsuz  mıhlanıp  kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain!
 
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, “O” ’ndan  söz  edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi  gibi kızarıyor,  mahcup somurtuyor  veya  muzip sırıtıyorsa  ve  “O” her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz  keyiflendikce  gülüp,  hüzünlendikce ağlıyorsa…  

Dünyanın  en  güzel yeri “O” nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki  ter, en dayanılmaz duygusu  gözlerindeki  kederse…
 
Hayat  “O” nunla   güzel  ve onsuz müptezelse…

Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,
“O” nun  yüzü  pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar…
 
Her  şiir de anlatılan  “O” ysa, her filmin kahramanı “O”
Her roman  “O” ndan söz ediyor, her çicek “O”nu açıyorsa…

Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor  ve  gider gitmez özlem, saç dipleriniz den çekiştirip beyninizi acıtıyorsa…
İştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız, şaşırıyorsa…
İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa…

Eliniz telefonda yaşıyor, işaret   parmağınızla  ha  bire “O” nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın “O”
Olduğunu adınız gibi biliyorsanız…
 
Mütemadiyen   bir  sarhoşluk halinde, her çalan telefona
“O”diye atlıyor, vitrindeki her giyisiyi “O” na yakıştırıyor
Konuşan birini dinlerken “Keşke O anlatsa” diye iç Geçiriyorsanız…

Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü…
 
Özlemi,  sol memenizin altında, tek nüsha bir yasak yayın taşıyorsanız gün boyu…
 
Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız, “O” nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse…
 
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse, gamze gamze tebessümde “O”  nun  içinse, alev alev öfkede, bunca tavır, onca sabır  ve nihayetsiz  kahır hep “O” nun yüzü suyu hürmetine…

Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa…
 
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve “içeri”de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız…
 
Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve AŞK, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim…
Gece yarısı kadim bir dost gibi, kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa…
 
Her gidişte ayaklarınız “Geri dön” diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla…
 
O halde siz “AŞK”  sınız  demektir…

BAKALIM BÜYÜKLERİMİZ AŞK’I NASIL TANIMLAMIŞ

“Bir “AŞK”  için yapabileceğin, her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıklarının, onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır !.”

(NAZIM HİKMET RAN )

“Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisinKocaman denizlerde ender bir balık gibisinBir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürürSen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin
“AŞK”
 
( ÖZDEMİR ASAF )
 
"Bir “Aşk”ı başka “Aşk” söndürebilir. “Aşk”ta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını “Aşk” şebnemi ile yoğurdukları için alem de yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. “Aşk”ın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı...
 “Aşk” öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı."
 
( MEVLANA )

“Aşk” olduğu ve yaşandığı sürece ;
Başta şiir olmak üzere edebiyat da, öyküler de,
“Aşkın formülü” nü aramaya devam edicektir.
Her “Aşkın” kendine özgü kimyası vardır.
Kimsenin genel bir “formül” bulma şansı da kesinlikle yoktur.”
 
(YAVUZ NUFEL )

Elbette “Aşk” diyince herkesin bir söyliyeceği vardır

Bana göre ise “AŞK” ın  tarifi ;  “AŞK” her  yaşanmışlığın sonunda  “HİÇ” liğe  bir adım daha yaklaşmaktır !
Her başlangıçta da  “HİÇ” yaşanmamışlıktır “ AŞK”

Ben   bir  “KADINIM”
Kaşık düşmanı değil adım. Saçı uzun,aklı kıt demeyin.
Yalnızca temizlik, bulaşık, çamaşır değil işim.
Okumak  ve  çalışmak, insan gibi yaşamak.
Eşit  haklar isterim.
Tatlı dil ve güler yüz, biraz sevgi ve saygı.
Hakkım  değilmi  benim ?                       
Ben  bir  “ANAYIM”

TÜM KADINLARIN GÜNÜ KUTLU OLSUN

MAİL : hulya_kurt75@hotmail.com
 






 




Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x