Gidirem

08 Mart 2010 Pazartesi 11:59

Büyük ozan Erzurumlu

Gidirem
taciBüyük ozan Erzurumlu  Reyhani baba  böyle dile getirmiş sitemini;

Öz canimdan  cok sevdigim  Erzurum
Caresiz dişimi sıktım gidirem
Ele gafillerden darbe yedi gururum
Kaderime boyun eĝdim gidirem...

Bir göçün, zoraki ayrılıĝın, gurbetin türküsüdür. Hemen hepimizin dilinde vardır böyle bir türkü veya şarkı. Makamları,  Sözleri değisik olsa da içerigi aynıdır,
Geride bırakılan  eş,dost,çoluk çocuk,
Ve elinde bir bavul başlar yolculuk.
Dişlerini sıkarak vedalaşmıslar,taraf talukattan helllik almışla...
Hanım! Diye seslenmis evin reisi:
Elde yok, avuçta yok ne yapalım mecburuz,
Ve yokluk içinde başlamıs ilk hayat dersi.
Altmışlı yılların başı , iki yaşlarında ilk bebeleri. Bir daĝın arkası kadar ırak olmus ilk gurbetleri  o zamanlar simdiki ulaşım olanakları olmadıĝı  için  sekiz dokuz saatte varmışlar daĝın ardındaki gurbete.
Masmavi bir deniz ve bir o kadar yesil daglarıyla Karadeniz'in şirin beldesi Rize'de
indirmişler yüklerini. İs derdi, ev derdi geçim sıkıntısı içinde ya Allah demişler.

Zorluklar içinde geçen on  sene sonunda yetmişli yılların ilk yarısında, ikinci gurbete doğru açılmış yelkenleri. Sevinçle eve girmiş evin reisi bir gün. Hanım, hele otur bak sana müjdeli bir haberim var.Merakta kalmıs eşi, neydi acaba müjdeli haber diye.

Fazla beklemeden vermiş müjdeyi şsine. Hollanda, Hollanda'ya kağıtlarım çıktı!
 Bir sevinç ki sorma gitsin.
O Hollanda gurbetine giderken bizde İstanbul'aa atmışız kendimizi.
Beş sene sonra dayanılmaz bir hal almıiş hasretlik,sizi de yanıma alacağım  der evin reisi.dedi. İsteksiz bir sekilde evet deme zorunda kalmış onsekiz yasşndaki evin büyük oĝlu.Seçeneşi yoktur evet demekten başka.
Zira kötüydü  memleketin durumu. Siyasi cinayetlerin ardı arası kesilmeden devam ediyordu. Gözü, ruhu arkada kalarak vedalaşmış vatanıyla,can ciğer dostlarıyla.
Seksenli yılların  başı  merhabalaşmış  Avrupa'yla.
Medeniyet Beşiĝi  Avrupa!!!  İnsanı insan, kanunu kanun dediğimiz Avrupa. Öğrenimine devam etmek istemiş geldiĝi  ilk  günlerde.Olmamış,öyle bir seçenek lüks görülmüş. Zaten evin resinede para lazım ehh ne yapsın....

Maalesef hevesi  kursaĝında  kalmış.İki seçenek sunulmuş  önüne ya aliminyum fabrikası ya da tavuk. Haydi birincisi olsun demiş. Doktor kontrolüne girmeden de işe alınmıyormuş o yıllarda. Gitmis,sırası  geldiĝinde ondan  önce içeriden çıkan (Türk) arkadaşın  okkalı  küfürünü duyunca şaşırmış ama fazla sürmemiş  o küfürün sebebi öürenmesi. Doktor muayene anında ayaĝındaki donu dahi çıkar deyince yerin yedi kat dibine girmiş delikanli.

Sızlamış genzi,  aĝlamamak için çabalamıs ama iki damla göz yaşı dökülmüş  göz  pınarlarından. İnsan gibi girdiĝi yerde kendine yapılan bu hayvanlığı  yedirememiş gururuna. Doktor medeni!!! 
 Bir ülkenin medeni bir doktoru olarak kendine düşen görevi adaletli bir şekilde yerine getiriyordu. Saĝlıklı olup olmadıĝına  karar veriyordu.Saĝlıklı çıkmış ama aradan geçen otuz yılda şu soruyu sormadan edememiş kendi kendine.
Saĝlıklı  olduğunun kararını donu  çıkarmadan öncemi yoksa sonra mı vermişti bu medeni Doktor!  Bir şeyi çok  iyi anlamış o gün:
İnsan  kılıĝında  hayvanlar sürüsünün, cakalların içine düştüĝünü ama seçeneginin olmadığını.. .Diş sıkmaktan baska çaresinin olmadıĝını. Ne kadar sürecekti? Nereye kadar?...
Ağır dönen çarklara hız vermiş.
Emek verip,ter dökmüş,
Bir fırın ekmek çıkarmış,bir dilim, kuru dilim düşmüş payına!
Ses çıkarmamış, çıkaramamış,sıkmış dişlerini. Öyle ya koskoca Avrupa'dan daha mı  iyi  bilecekti  insana,emeĝe olan saygıyı.
Emek karsılıgı  ekmeĝin  bayatı  ama esas önemli  olan da
Hans beyefendinin rahatı
Tek tafafli tartı,
Topuzu bozuk kantar,
Beni baska onu baska tartar,
Hep sıkmış  dişlerini ama  kaybetmemiş ümitlerini bir gün, kendini,derdini anlayacak, avukatı, .politikacısı ,doktoru cıkacak.  Emekleyerek de  olsa gelecek ve geliyorlar da.
Bir ülkede söz sahibi olabilmenin gereksinimleri bunlar.
Sadece basit işlerin insanı olmadıgımızı gösterebilmek ve de üzerine ,üzerine  gitmek.
Durmadan
Yorulmadan, memleketteki  üç daire, beş dönüm tarla hesaplarına son vererek 
yürümek, yürümek,yürümek
Gec kalmadan,vakit varken,
Bu arada  yazarken farkında olmadan  dişlerim,
Dişlerimi sıkmışım,
Dişlerim…
Dişlerim….
Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x