Kıskanmak…

07 Kasım 2011 Pazartesi 13:30
Kıskanmak…

 

Çok sevdiğim bir söz vardır:
Birbirinizi yemenize gerek yok,eğer boş ve ilgisiz bırakırsanız, birileri sizi yer zaten...
Ülkemizin bir çok yerinden, köyünden, kasabasından binlerce kilometre uzaklara farklı bir iklim,farklı bir kültür, farklı bir coğrafyaya gelmişiz,
Neden?
Buraları çok sevdiğimizden yada eskilerin deyimi ile “bir çift öküz parası” kazandıktan sonra dönerim hesabıyla mı?
Hayır…
Nedeni açık ve net ortada!
Geleceğimizi, istikbalimizi daha iyi hazırlamanın, kazanmanın mücadelesini vermek için, değil mi?
Peki, neden bizim insanlarımız aile içinde, mesleklerinde, işyerlerinde, okullarında, derneklerinde ve  nice ortak alanlarda yarışmak  yerine; birbirini çekememek,kabul edememek yani “Kıskanma”  krizine girerler. Neden yaşarlar, yaşamak isterler bu hesapsız Kıskançlık duygusunu!

Kıskanmak nedir?
Bir içgüdü mü?
İnsanda olması gereken mi?
Peki nasıl arayacağız cevabını, nasıl ayıracağız bu duyguyu,u zak tutacağız kendimizden, bedenimizden?
-Onun var benim de olsun…
-O çok ileri gitti ben de gitmeliyim…
- Ben ileri gidemiyorsam o’da gitmemeli!..
-O şunu aldı ben de almalıyım, o niye aldıki!
-Onun çocuğu iyi okuyor ,benimkisi niye okumuyor!
-Onun istedikleri hep oluyor,  benim neden olmuyor,  diye mi?
Daha yüzlerce benzeri sorular, sorular, sorular…

Yani her seferinde kendimizde olmayanı başkasında gördüğümüzde kendimizi kötü mü hissetmeliyiz!
Hatta bazen bu durumu karşı tarafa zarar verecek tepki haline mi getirmeliyiz.?
Kıskançlık denen duygu  mutlak böyle mi hissedilmeli veya yaşanmalı?
Yok mu bu duygunun yıkıcı olmadan yapıcı tarafından hissedileni?

Bir küçük çocuğun anne ve babasının başka bir çocuğu sevdiğinde hissetiği tatlımsı, zararsız olanı mesela.


İnsanları hayvanlardan ayıran tarafları duygularıdır.
Bu duyguları insani, insan yararına, hem kendimizin hem çevremizin zarar göremeyceği  bir şekilde tamamlarsak işte o zaman insan olmanın özüne ulaşmış oluruz…
Evet, kıskançlık mutlak olmalıdır,  ama karşı tarafada ,kendinede zarar vermeyecek boyutta;  tatlı, ılımlı, sevimli Kıskançlıklar elbette güzeldir.
Ve aynı zamanda kıskançlığın olumlu bir  hedefi de olmalıdır.

Unutmamak gerkir ki; Şans hayatta herkese mutlaka doğar, gelir kimileri değerlendirir. Kimileri ayağına gelen şansı kullanır, kimileri değerlendiremez..
Üzülmeyeceğiz,
Kırılmayacağız,
Kıskanmayacağız,
Öfkelenmeyeceğiz;
Öfke ve Kıskanmak son derece keskin  sirkeye benzer ve sadece kendi küpüne zarar verir; sözünü unutmayacağız.
Kıskanmayı, kıskanma duygusunu bile enerjiye çevirmeyi  denemeliyiz, denemeliyiz   ve  yine denemeliyiz; bıkmadan usanmadan..

Sevgilerimle

Aykut TORUNOĞULLARI


Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x