Mağdur parasına züğürtlük ve adalet.

Mağdur parasına züğürtlük ve adalet.

11 Kasım 2011 Cuma 14:33
Mağdur parasına züğürtlük ve adalet.

 

Zenginin  parası züğürdün çenesini yorarmış!
Orta da ne zengin var
Ne de züğürt...
27 bin
Uyum kursu mağduru var…
Para yok,
Hollanda’dan mağdurların harcamalarını alabilme ihtimali var…
Şimdiden yorulan yorulana.
Soru soran var,
Cevabını bekleyen yok…


“Gölge etmeyin başka ‘İhsan’ istemez” dercesine,
“Destek olmuyorsanız, köstek olmayın bari” diyor Ali ‘İhsan” Ünal…
Kalem altında, kağıt üstünde hesaplar acayip.
Bu 27 bin mağdurdan 10 bini “ Uyum Kursu Magdurları Vakfı”na  250 euro katılım payı karşılığı vekalet verse!...
Amanın,  2 buçuk milyon euro eder!..
-Para ya bak emmoğlu!
-Lan bize de bir şey düşer mi acaba?
-Düşmez, düşmez…
Muhabbetler, kulis ağızlarının özeti böyle..
Gelip sorsaydınız o zaman, 9 Kasım’da,
Bana niye soruyorsunuz?
Ne sorum var sorulacak, ne de çenem var yorulacak…
Ben soracağımı sordum..
Gazetecilik yapmaksa,  benden bu kadar…
Milyar olsa, alınsa kuruşuyla işim olmaz!
Bana yüz binler teklif edilse dönüp bakmam, bildiğimden şaşmam.
Bizim çıkar peşinde olduğumuzu fısıldayanlar: Gerçek mağdur sizsiniz aslında!
Nerdeydiniz 9  Kasım akşamı, yemek de vardı, çay- kahvede, pilav da et de, çorba da…

Yıllarca yazıp, çizdiğim bir konuyu yine yazmak farz oldu.
Birisi bir şey yapmaya kalkmasın hemen  birileri çıkar,
Ya aynı işi yapmaya kalkar
Yada yapamayacağında başlar eleştiri bombardımanına…
Anlamadığı halde yapmaya kalkanlar da;  yapamadığı halde eleştirende aslında acınacak insanlar…
Ali kasap açar, veli peşinden… 
Manav,tamirci, geçici isçi bürosu, seyahat sektörü, telefon  kartı vs vs vs..
Mesleği bilmeden içine dalanlarla dolu.
Bir meslekte , iş alanında yeter ki birisi başarılı olmasın…
Taklitleri kopyaları, sahtekarları sektörü işgal eder..
-Valla b..k gibi para var bu işte baksana..
Dalar sorgusuz sualsiz..
Tanıtım ve reklam şekli ise bam telime basıldığı nokta: aynı sektörde namusu ve hakkı ile iş yapanı karalamak, kötülemek de cabası… İş dünyasını bilen daha iyi anlar ne demek istediğimi...
Namusu ile hakkıyla iş yapana köstek değil destek vermek lazım deği mi?


Mesela “Benim Sigortam” çıktı kendi sektöründe yeni soluk, yeni nefes…
Halka ulaşıyorlar, anlatıyorlar, yapamayacakları şeyleri vaat etmiyorlar…
Şahidim..
Aa; bir de baktım “ Hepimiz” diye başka bir sey!…
Valla,  O hepimizin içinde ben yokum…
Her vaat edilene de inanmam kolay kolay…
Ne firmalar, aracılar, kooperatifler, holdinler gördüm, bilirim
Neler neler vaat ediyorlardı...

Fakat, başka bir şey daha var ki dokunmadan, iki kelam etmeden olmaz..
Bükemediğin bileği öpeceksin…
Hak –hukuk- hac, namaz,  din-iman’dan dem vurup; gıybet ve kıskançlığın ne fena olduğunu dilinden düşürmeyceksin, sonrada ulu orta fiskos fisko gıybet edeceksin; engellemeye çalışacaksın…
Hani kimse kimsenin rızkını yiyemezdi; İlahi adalet buna müsaade etmezdi…
Peki; bir genç çıkıyor Türkiye’den gelen heyete  kendini, ne iş yaptığını anlatıyor;
Sen dini vecibeleri mümkün mertebe yerine getirmeye çalışan adam, yanındakine eğilip neler diyorsun, duydum, yakıştıramadım 
Olmadı sevmedim, kalktım gittim... 

Sigortacılığı en iyi siz bilirsiniz ben de kafamın sigortalarının ne zaman ve hangi hallerde atacağını…
Benden söylemesi,
Her zaman bu yazıyı yazdığım gibi "Metin" olamıyorum…
Daha önceki yaşantımı bilen  bir Alimimiz benim yaşantımı Hz Ömer’ bezetmiş, sağ olsun..
Nerden öylle bir kanıya vardı bilmiyorum... Büyük onur benim için Büyük sorumluluk, büyük yük!

O halde  kalemimdeki adalet 40 yıllık dostumda olsa, düşmanım da olsa  harf yanlışı yapmaz, yazmaz; yediğim içtiğim insanı hatıra binaeyn kayırmaz!
Böyledir, böyle biline...


Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x