Önce içimizdeki cevheri keşfedelim

14 Ocak 2010 Perşembe 15:49

Her ne kadar geçmiş yıllarda Hollanda’nın bir hukuk ve refah devleti olduğunu söyleyebisek te, son dönemde bir sosyal ve...

Önce içimizdeki cevheri keşfedelim

Hnejatsucuer ne kadar geçmiş yıllarda Hollanda’nın bir hukuk ve refah devleti olduğunu söyleyebisek te, son dönemde bir sosyal ve hukuk devletinin sahip olması gereken temel hak ve evrensel özgürlüklerin ortadan kaldırıldığını gözlemleyerek, artık bunun mümkün olmadığını söyleyebiliriz.

Geçtiğimiz yıllarda diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Hollanda’ya gelen akraba ve hemşehrilerimiz, Hollanda’nın sosyal yasalarından, geçim standartlarından, sağlık alanında ki üstün hizmet anlayışına imrenerek bizlerin şanslı olduğunu söylerlerdi. Ancak maalesef bırakın bu üst derecede ki standartları, artık Hollanda’nın diğer Avrupa ülkelerine göre sınıfta kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hollanda’da neler oluyor ?
Geçtiğimiz yıllarda yapılan kısıtlama ve tasarruflar sebebiyle yaşam ve geçim standartlarımızın yüzde yetmiş düştüğünü, eski politikacı Van Dam bir televizyon pragramında, “Sosyal devletin geleceĝi tehlikede ve artık her yapılan girişim ve yasal düzenlemede ekonomik kazanç ve kısıtlamalar düşünülmekte” şeklinde dile getirmişti.

Bunun yanında hükümetin kaybettiği seçmen tabanını geri kazabilmek için göçmenlere yüklendiğini örnekleriyle görüyoruz. Buna en güzel örenek ise 45 yaş yasası olarak bilinen Remigratiewet gösterilebilir. Anlamakta zorlanmıyoruz. Tüm bu yasalarla hükümet göçmenlerin uyuma hevesini kırmakla kalmıyor, seçenek hakları da ellerinden alınıyor.

Neler yapabiliriz ?
Hollanda’da yaşam devam ediyor. Bu durumda, toplumsal, demokratik ve yasal haklar çerçevesinde hoşnutuzluğumuzu örgütlenerek bir şekilde dile getirebiliriz.

Nasıl bir örgütlenme ?
Hollanda’da var olan ve çözüm bekleyen sorunlarımızı ilk önce diyalog sonra da daha radikal adımlar atarak sorunların temeline inip Müslüman ve Türk toplumunu refaha kavuşturacak merkezlerle irtibata geçerek, olmuyorsa daha büyük birleşmelerle sonuca gidebiliriz.

Bu kurumlardan bir örnek
Biraz konu dışı olacak belki ama, Fakir ve Fukara Yardımlaşma Fonu’nu örnek gösterebiliriz mesela. Ramazan ve Kurban Bayramlarında göçmenler giderlerlerinden kesinti yaparak gerek Türkiye’deki fakir fukaraya ve akrabaya gerekse diğer fakir ülke insanlarına yardımına koştular. Bunu yaparken de hiç bir zaman şikayette bulunmadılar.Yüce Rabbimizden her yapılan hayrın kabülünü umut eder ve gelecek yıllarda da devam etmesini temenni ederim.

Hollanda’da fakirimiz yok mu ?
Hollanda’da görülmeyen ve dışarıya yansımıyan 700.000 ailenin fakirlik sınırında veya altında yaşadığını hepimiz bilmekteyiz. Bunların belirli bir kısmı da göçmenlerden oluşmakta. Bu insanların acil, gerekli olan giderlerini karşılayıp, maddi-manevi destek vererek sosyal hizmetler sunmak için sosyal yardım vakıflarının oluşmasının zamanı geldi de geçmekte. Kimse kaygılanmasın. Türk toplumunun kurumlaşması, dernekleşmesi ve vakıflarını çalıştırılması Hollanda toplumu için bir ayırışım değil aksine kazanç ve uyum olacaktır.

Bügünden itibaren ekmek ve su gibi gerekli kurumlar
Bunun yanında kendi özümüze uygun yetişecek gençlik için eğitim ve bakım evlerinin organize edilmesi de gerekli diye düşünüyorum. Kendi öz kültür ve eğitimini alamayan Türk gençlerinin ailelerinden uzaklaşmaya başlayarak sorunlu birer insan olmaya başladığını görüyoruz. Bu ise uyumdan ziyade sorunu bereberinde getirmekte.

Yaşlı göçmeler için bakım evleri
Hep devletten bekledik ancak, bunun için var olan olanakları kullanarak Türk yaşlılarının belirli bir yaştan sonra kendi yaşamlarını sürdürebilecekleri uygun bakım evlerinin ve vakıflarının bir an önce oluşturulması gerekir. Sosyal ve halk refahı hizmetinde özellleşmeye karşı olmamakla birlikte, özel girişimde yeterli kalite de hizmeti beklemek yasal zorunluluk olduğu kadar, sosyal bir sorumluluk olarak hizmetin yaşlı Türk toplumana geri dönmesi gerekir.

Uygulamak için önce düşünmek ve yazmak gerek
Bir düşünceyi bazen yazmak uygulamak kadar zor olmayabilir. Ancak her zorluğu başarıya dönüştüren, bunu tarihler boyunca kültürü ve özgeçmiş örnekleriyle ispatlayan bir toplumdan olduğumuzu unutmayalım. Yeter ki içimizde ki cevherleri keşfedip, kedimize güvenip, benlik duygusundan uzaklaşan, toplumsal zorunluluklarda ve ortak değerlerinde buluşan bir toplum olalım.

Hoşçakalın.

Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x