Onlar mı bizi, biz mi onları seçtik?

14 Kasım 2011 Pazartesi 08:40

Bu soruyu bir çocuğun sorduğunu hayal edin lütfen... Bu sorunun yöneltildiği kişilerde anne ve babalar olsun! Böyle bir soruyu...

Onlar mı bizi, biz mi onları seçtik?

Bu soruyu bir çocuğun sorduğunu hayal edin lütfen...
Bu sorunun yöneltildiği kişilerde anne ve babalar olsun!
Böyle bir soruyu bir çocuk neden sorabilir?
Bu sorunun altyapısında mutsuzluk, umutsuzluk, hayal kırıklığı ve kızgınlık var aslında.
Biyolojik anlamda böyle bir sorunun cevabının verilebilir olabilmesini bu çocuklar çok arzu ederdi herhalde.
Anne ve babayı seçebilmek !
Neden böylesine bir kızgınlık ve umutsuzluk hissediyoruz böyle bir soruda!
Ben biliyorum, ben biliyorum...
Sokakta, parkta, müzede, alışveriş merkezlerinde, hayatın içinde rastladığım bazı anne babalara, o çocuklar yerine ben soruyorum bu soruyu! Bu çocuklar sizin çocuklarınız olmak zorunda mıydılar?
Neden bu soruyu haykırmak istiyorum bu insanların yüzüne biliyor musunuz, çünkü doğru birey ve doğru insan yetiştirmekle yükümlü olan bu kişilerin bu görevlerini yerine getirdiklerine dair endişelerim var da ondan...
Hayatın taa içinde gözlemlediğim bir çok anne baba modelinden örnekler vermek istiyorum.
Bir müze gezisindeyim. Gruplar halinde bir rehber eşliğinde müzeyi geziyoruz. Gezi başlamadan önce rehberin kuralları hatırlatan bir söylemi oluyor.
* İşaretli alanların dışında yürümeyiniz !
*Eşyalara asla elinizi sürmeyiniz..vs
Hepimizin bildiği uyarılmadan da yerine getirmek zorunda olduğumuz kurallar!
Gezi başlıyor, grubun içinde anne babaları ile gelen çocuklar da var. Müzenin bir bölümüne geliyoruz.
18. ve 19.yüzyıllara ait muhteşem saatlerin sergilendiği bir bölüm burası. Ben tam da burada gözlerime inanamıyorum.
8-9 yaşlarında bir çocuk yanında annesi, yaklaşık 1,5m. boyundaki bir saatin önündeler ve çocuk o muhteşem saatin çekmecelerini açıp kapatıyor, yelkovanını eliyle hareket ettiriyor ve annesi onu seyrediyor...
Bir an anne ile göz göze geliyorum, sonra çocuğa doğru ilerleyerek, “Bak çocuğum bu eşyalar çok değerli ve yıllardır burada sergileniyorlar, korunuyorlar. Bizim onları korumamız gerek. Biraz önce rehber ablanın dediklerini hatırla, eşyalara elimizi sürmememiz gerekiyor. Sen rehber ablayı duymadın mı?”
Çocuk annesinin yüzüne bakıyor, anne de bana!
Sonra anneye, siz çocuğunuzu uyarmadığınız için ben uyardım diyorum, ama daha pek çok şey söylediğimi hissediyor anne ona bakışlarımdan.
Bir başka örnek:
Bir sabah işyerime gitmeye çalışıyorum aracım ile. Trafik olabildiğince yoğun, bir araç çarpıyor gözüme, aracı süren 11-12 yaşlarında bir oğlan çocuğu.
Evet inanılmaz ama gerçek!
İstanbul'un orta yerinde...
Aracın ön koltuğunda baba olduğunu tahmin ettiğim bir adam , arka koltukta anne olduğunu tahmin ettiğim bir kadın ve iki küçük kız çocuğu. Hepsinin yüzünde garip bir mutluluk ifedesi, hepsinin ağzı kulaklarında... Anladım ki evin oğlunun bu yaşta araba kullanabiliyor olmasından son derece gururlanarak mutlu oluyorlar.
Aracımın camını açarak onların da camını açmasını işaret ettim, babaya doğru seslenerek bu yaptıklarının son derece tehlikeli, yanlış ve trafik kurallarına çok aykırı bir şey olduğunu söyledim,  biraz kızgın ve hiddetli bir ses tonu ile.. Ama benim bu tepkime baba daha çok tepki verdi! “Sana ne bee kadın, sen gitsene yoluna , araba benim , çocuk benim sana ne oluyor?”
Evet bana ne oluyordu, o çocuklar onundu, hayata kuralsız bakmanın ,saygısızlığın dozunu benden mi öğreneceklerdi, elbette o baba ve anneden öğreneceklerdi!
Bu örnekler olabildiğince uzayabilir:
Park ve bahçelerdeki çiçekleri, çocukları ile birlikte kopartan anneler..
Araçlarının ön koltuklarında oturup, çocuklarını hava yastığı yapan anneler..
Kendileri kaldırımdan yürürken, elini tuttuğu çocuğunu araç yolunda yürüten babalar..
Çocuklarının gözünün önünde eşlerini döven babalar..
Yine soruyorum bu çocuklar sizin çocuklarınız olmak zorundalarmıydı?
Bu çocukların, geleceğini çalmak, bu çocukların doğru bireyler olarak yetişmesini engellemek yetkisini siz nereden aldınız?
Sonra bu çocuklarda erişkin insan olduklarında aynen o anne ve babalar gibi davranıp çürük bir toplumun altyapısını oluşturmaya katkıda bulunacaklar..
Saygısızlık, kuralsızlık, sevgisizlikten hep yakınır olacağız bu anne baba modelleri var olduğu sürece. Nesilden nesile geçen bir gen gibi...
Ülkemizdeki eğitim kalitesini ve oranını artırmadığımız sürece böyle anne, babalar yetişmeye devam edile cek ne yazık ki!
Sevgi ile kalın...



 

 

 

Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x