Siyasal Terminoloji ve Kaymalar

Siyasal Terminoloji ve Kaymalar

17 Kasım 2011 Perşembe 14:38

Daha çok kısa zaman öncesine kadar siyaset denince akla değişik ideolojiler gelirdi. Sağcı, solcu, liberal, muhafazakar ve saire.

Siyasal Terminoloji ve Kaymalar

Daha çok kısa zaman öncesine kadar siyaset denince akla değişik ideolojiler gelirdi. Sağcı, solcu, liberal, muhafazakar ve saire.  Hatta bu ideolojiler kendi içlerinde de değişik akımlara sahiptiler. Solcuların sosyalisti, komunisti, sosyal demokratı vardı. Komunistler de kendi aralarında değişik fraksiyonlara ayrılırladı. Kimi Marxist, kimi Lenist, kimi Maoist, kimi Enver Hocacı derken bir sürü farklılıklar söz konusuydu. Bunların ortak paydası şüphesiz solculuktu. Aynı durum sağcılar ve liberaller için de söz konusuydu. Onlar da kendi aralarında bin bir türlü farklılık arz etmekteydiler, ama temel iedeoloji belliydi.

Günümüzde ise siyaset tamamen değişti. Daha doğrusu siyasetin dayandığı ideolojiler değişti demek de mümkün. Eski kavramlarla konuşacak olursak, kimin sağcı kimin solcu kimin liberal olduğu belli değil. Eskiden kalma alışkanlıkla ya da siyasi partilerinin tarihsel geleneğinden dolayı kendilerine bir takım ideolojik sıfatlar yakıştırsalar da, hem program bazında hem de eylem ve söylemler ele alındığında kimin ne olduğunu kestirmek mümkün değil. Günümüzde siyasi partilere yön veren, onların temel ilkeleri ve ideolojileri değil, popülizm ve fırsatçılıktır (oportünizm). Hal böyle olunca da herkesin, özellikle de seçmenlerin kafası karışıyor. Her dört yılda bir de siyaset arenasında büyük sarsıntılar yaşanıyor. Seçmenler tabiri caizse bir o yana bir bu yana yalpalayıp duruyorlar.

Siyasetteki bu değişiklikler sadece yaşadığımız ülke ile sınırlı değil elbette. Dünyada bundan etkilenmeyen ülke yok gibi. Bu olguyu somutlaştırmak için Hollanda ve Türkiye’deki siyasal kaymaları örnek olarak gösterebiliriz. Daha düne kadar Hollanda’da, solda sosyal demokrat İşçi Partisi (PvdA), sağda ise muhafazakar Hristiyan Demokrat Parti (CDA) ile liberal Özgürlük ve Demokrasi Partisi (VVD) vardı. Bir de bunların türevleri ya da marjinalleri vardı. İktidarlar bu üç ana akımlar arasında gelip giderdi. Hatta üçünün de bir araya geldiği zamanlar da olurdu. Bazan da Demokratlar 66 (D66) gibi zaman zaman parlayan partiler de iktidara ortak edilirlerdi. Peki şimdi durum öyle mi? Kesinlikle hayır. Asırlık partiler CDA ve PvdA günden güne eridiği halde, liberalizmi çoktan terk etmiş olan VVD, kuruluşundan beri ilk defa bir başbakan çıkardı. Gözlerden kaçmayan bir diğer olgu da,  bir siyasi parti bile olmayan PVV’nin geldiği konumdur. Tek kişinin söz sahibi olduğu, baas rejimlerini aratmayacak bir hareketin, bugün seçim olsa Meclis’te ikinci büyük parti olarak temsil edilebilecek noktaya gelmesi aslında gelinen noktayı yeterince gözler önüne sermektedir.

Türkiye’ye bakacak olursak durumun hiç de farklı olmadığını görürüz. Daha 10-15 yıl öncesine kadar siyaset sahnesinin baş aktörlerine sahip partilerin, bırakın TBMM’de temsil edilmelerini, siyaset sahnesinde bile olmadıklarını görmekteyiz. Daha kurulduğu yıl yapılan seçimleri kazanan AK Parti üst üste üç seçim kazanırken, her seçimden de güçlenerek çıkmıştır. Hem de ekonomik krizin dünya dengelerini alt üst ettiği bir dönemde. CHP ve MHP gibi siyaset sahnesinde kalmayı başarabilmiş partiler ise sanki mevcut durumlarından memnunmuş gibi görünüyorlar. Kendilerini iktidara değil de ayakta kalabilmeye yoğunlaştırmışlar demek bile mümkün. İdeolojileri ise kendilerine yakıştırdıklarının tam zıddı istikametinde. CHP milliyetçilikte MHP’yi çoktan sollamış. CHP milliyetçiliğinin MHP’ninkinden tek farklı laiklik vurgusudur. İktidardaki AK Parti ise evrensel ideolojilerin hepsini bünyesinde barındırmaktadır. Ekonomide liberal, sosyal devlet anlayışında sosyal demokrat, insan hakları alanında liberal, inanç ve gelenekler söz konusu olduğunda ise muhafazakar. “Ne yapalım bütün bu ideolojileri temsil etmek de bize düştü” dercesine.

Bakalım bu global durum daha ne zamana kadar devam edecek? Eskisi gibi ideolojik yapılanmalar geri gelecek mi? Bu durum krizle mi ilintili yoksa ideolojilerin miyadi mı doldu? Zor sorular zor!

Ahmet Suat Arı
16 Kasım 2011
suatnl@gmail.com

Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x