Türk turizmini baltalamak isteyen kafatasçılar sadece Türk ‘kellesi’ seviyor…

25 Ocak 2010 Pazartesi 08:56

Değerli okurlarım, Öncelikle başlıktaki ‘kelle’ sözcüğü için özür diliyorum. Aslında...

Türk turizmini baltalamak isteyen kafatasçılar sadece  Türk ‘kellesi' seviyor…
ilhan-karacayDeğerli okurlarım,

Öncelikle başlıktaki ‘kelle’ sözcüğü için özür diliyorum.
Aslında ayrımcılıktan veya ırkçlıktan söz etmek istiyorum ama, inanın bu deyimler bile artık çok hafif kalıyor. Bu nedenle ‘kafatasçılık’ dedim ve de bu kafatasçıların  sadece Türk kafası (kellesi) sevdiğini öne sürdüm.

Hollanda’daki gazetecilik yaşamımda öylesi olaylar yaşadım ki, beni çok derinden yaralayan olaylar karşısında kendimi frenleyememiş ve çok ağır yorumlar yazmışımdır.Hatta kısa bir süre önce, “Hollanda’da bir tek demokrat insan olduğuna bile inanmıyorum” diyecek kadar ileri gitmiştim.

Irkçılık, bilirkişiler tarafından şöyle yorumlanıyor:

“Irkçılık genel olarak çeşitli insan ırkları arasındaki biyolojik farklılıkların kültürel veya bireysel meseleleri de tayin etmesi gerektiğine ve doğal sebeplerle bir ırkın (çoğunlukla kendi ırkının) diğerlerinden üstün olduğuna ve diğerlerine hükmetmeye hakkı olduğuna duyulan inanç veya bu değerleri kabul eden doktrindir. Ortaya çıkış nedenleri arasında çoğunlukla ekonomik nedenleri olması yanısıra düşünsel nedenlere de dayanmaktadır.

Irkçılık terimi çoğunlukla, kendi etnik kültür değerlerini tek kriter olarak belirlemek (etnik merkeziyetçilik), farklılık korkusu (zenofobi), ırklar arasında birleşmelere ve ilişkilere karşıtlık ve milliyetçilik gibi kavramları da anlatıyor olabilir..

Irkçılık genel hatlarıyla incelendiğinde kendi kanını taşıyan, aynı dili konuşan, ve aynı soydan gelenlerin başka soylardan gelenleri aşağılaması olarak algılanır. Ancak eksik bir bakış açısıdır. Gelişen teknoloji ve gelişen ekonomik yapılar insanoğlunun tanımlarınada çeşitli farklılıklar getirmektedir. Bu farklılıklar ırkçılığın psikolojik, sosyal psikolojik, ve psikanalitik açıklamalarını anlama zorunluluğuyla birlikte ırkçılığın normal bir durum olmadığını bir "hastalık" olarak ele alınması gerektiği gerçeğini sergiler.”

Hollanda’da olduğu gibi, dünyanın pek çok yerinde Türk soyuna mensup insanların maruz kaldığı  insanlık dışı eylemler gerçekleşmektedir. Bu insanlık dışı eylemlerin önüne geçilmesinin tek yolu ise, bu ideolojilere zemin oluşturan fikirlerin geçersizliğini ortaya koymaktır. Biz Hollanda’da, ırkçılığa karşı amansız mücadeleler verdik. Bırakın ‘kara cahil’ bazı halk kesimini, akıllı bildiğimiz entellektüel (!) Hollandalılar bile bizim dilimizi anlamak istemediler.

Hollanda’da ayrımcılığa maruz kaldığımızı kanıtlayan pek çok örnekler verebiliriz.
Daha önce Türkiye’nin Ankara, Antalya, Dalaman şehirleri için 45 euro ‘hava parası’ konmuştu. Bu önergeyi veren İşçi Partisi Milletvekili Paul Tang’ı Türk tur operatörleri ile görüştürmüştüm. Paul Tang’a durumun Türk aileleri için vahametini anlatmıştık. Paul Tang,  ”Seneye bakarız” demişti ama, ne Türk ailelerinin ve ne de Türk seyahat bürolarının bir yıl sabredecek halleri yoktu.

Schiphol Hava İşletmesi’nin, Hollanda Seyahat Acenteleri Birliği ANVR’in ve pek çok tur operatörünün mahkemeye başvurusu bile, bu verginin kaldırılmasıa yetmemişti. Ama sonunda biz lobiciliğimizi devreye soktuk ve İşçi Partisi’ne, “Bundan sonra size Türkler’den tek oy gelmez” uyarmız fayda getirdi ve 45 euroluk vergi mucizevi bir şekilde kaldırıldı.

Peki şimdi ne yapacağız?
Şimdi, Hollanda’da tatile çıkan turistlerin maddi kayıplarını karşılayan bir kuruluş olan Stichting Garantie Fonds (SGR), inanılmaz ve de akıl almaz bir karar aldı. Gazetemizde iki tam sayfa halinde okuyacağınız haberlere göre, SGR, kendilerine üye olan 20 kadar Türk tur operatörünün üyeliklerini sona erdirdi. SGR, sadece Türkiye’ye tur düzenleyen veya satışlarnın yüzde 75’inden çoğu Türkiye olan tur operatörlerinin üye olabilecekleri özel bir Fon kurdu. Bu fonun adı ise tam anlamıyla ıkçılığın odak noktası oldu. Zira bu fonun adı, “Türkiye Spesiyalistleri Fonu” oldu. Tam anlamıyla ırkçı bir yaklaşım.
Ne demek “Türkiye Spesiyalistleri?” Neden Yunanistan, Fas, İspanya veya İtalya Spesiyalistleri değil de Türk Spesiyalistleri?
Hollanda’da iflas edenler sadece Türk spesiyalistleri mi?
Elbetteki değil. Daha düne kadar onlarca Hollanda firması iflas etmedi mi?

SGR’in bu uygulamayı yürürlüğe koyma nedenine bakın:Son yıllarda çok sayıda Türk tur operatörü iflas etmiş.
Haydaaaa..., buyurun burdan yakın !
Peki şimdi, bu ayrımcılığı yapanlara ‘kafatasçı’ denmez de ne denir Allah aşkına?
Bu ülkenin insanlarını on yıllardır İspanya’nın köhnemiş otellerinde fahiş fiyata konaklayan kurtarıp, Türkiye gibi en modern otellerin kurulduğu bir ülkede, krallar gibi ağarlanmalarını sağlayan Türk tur operatörleri arasından birkaç çürük elma çıkabilir. Sonuçta, böylesi çürük elmalar Hollandalı tur operatörleri arasından da çıkmaktadır. Bu çürük elmaları araştırıp çıkarmak SGR’in görevidir. Zira, bir tur operatörünün satış politikası yakından takip edildiği zaman, o tur operatörünün sağlıklı iş yapıp yapmadığı çabucak anlaşılır. Böyle bir takibatı yapmayan SGR,  iş işten geçikten sonra, ‘kurunun yanında yaş da yansın’ misali bir karar alıyor ve sadece Türkiye’ye tur organize edenleri veya omzetinin yüzde 75’i Türkiye olanları üyesi oldukları Fon’dan atıyor.

Ne gariptir ki, SGR’in bu planı Ekonomi Bakanlığı ve Rekabet Kurulu tarafından da onaylanmış. Böylesi bir rezalet dünyanın hiçbir uygar ülkesinde yaşanmaz.
Ama burası Hollanda.
Wilders’lerin, Verdonk’ların, Janmaat’ların, Glimmerveen’lerin ülkesi Hollanda. Bu ülkeden artık çok şey beklenir. Zira bu ülke, bizim bildiğimiz 30 yıl öceki, laleler, değirmenler ve konukseverler ülkesi değil artık.
Bu ülke, 11 Eylül sonrasında, Müslüman ve Türk düşmanlığı tohumunu serpen Pim Fortuyn’nin mirasçları Wilders ve Verdonk gibilerinin ülkesi Hollanda’dır.

 

 

Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x