‘Türkiye yolu’ Hollanda’dan geçmiyor mu?

19 Şubat 2010 Cuma 15:43

Geçtiğimiz hafta Avrupa Parlamentosu,

‘Türkiye yolu' Hollanda'dan geçmiyor mu?
yasariliksizGeçtiğimiz hafta Avrupa Parlamentosu,  Türkiye Raportörü Hollandalı Hıristiyan Demokrat Ria Oomen - Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye raporunu kabul etti.
Türkiye’de demokratik gelişim açısından alınan mesafenin büyüklüğü,  rapora yönelik olumlu ve olumsuz eleştiri dozajından rahatlıkla ölçülebilir.
Örneğin çok değil 10-15 sene önce böyle AP böyle bir raporu onaylamış olsa kıyamet kopar, Hollanda başta olmak üzere AB ülkelerine yönelik boykot çağrıları yapılırdı, protesto eylemleri yapılırdı.  
Oysa üzerinden yaklaşık bir hafta geçmesine rağmen,  Kıbrıs’la ilgili emri vaki hükümlerine rağmen rapora aşırı sert eleştiri gelmedi.  Oysa Kıbrıs’la ilgili hükümler Türkiye Cumhuriyeti açısından pek de hazmedilebilecek gibi değil.

Mevcut vaziyet, aslında Türk halkında zaten ezelinden var olan vakar ve empatinin temsil edildiği yönetim mekanizmasınca da içselleştirildiğinin göstergesi.  Eğer Avrupalı dostlarımız bizim kadar vakar ve empatik davranırsa, tarihsel olayların doğurduğu zorunluluktan dolayı halkın karakteristik özelliklerinin yönetim mekanizmalarına tam olarak yansıyamamasının haklı nedenleri olduğunu rahatlıkla algılayabilir.

Ayrıntılara girmeye gerek yok  Türkiye’nin Kıbrıs sorununu AB’ye anlatamadığı aşikar. Ama AB yönetimlerinin bakış açısının da Türkiye’yi anlamaya yönelik bir empati içermediği ortada.  O yüzdendir Başbakan Erdoğan’ın “görmemek için kör olmak gerekir diye isyan ettiği noktanın raporun bu yönü olması.

Şahsen Avrupa Birliği içinde Türkiye’nin ruh halini en rahat ve iyi algılayabilecek insanların Hollandalılar olduğunu düşünüyorum.   AB’nin “Türkiye Yolu” Hollanda’dan geçiyor demek  kimilerine abartı gibi gelebilir ama bence değil.

Hollanda'nın Belçika sınırındaki Zeeland bölgesinde Oostburg ilçesi sınırlarındaki Türkiye yolu (Turkeijeweg) levhasını karikatürize ederek söylemiyorum bunu ondan ilham alarak söylüyorum.

Çünkü Hollanda ile Türkiye’nin tarihine bakılırsa, sömürgecilik hariç, pek çok ortak nokta bulmak mümkün.

Hepsini bir yana bırakın, başı dara düşen, zulme maruz kalan insanların tarih boyunca akla gelen ilk sığınaklarının Hollanda ve Türkiye olması bile çok şey anlatıyor aslında.

Ama her iki ülkenin de ciddi imaj sorunları olduğu gerçek.

Hollanda’da sesi gür çıkan grupların İslam Düşmanlığı faaliyetlerinde ön saflarda yer alması ve ırkçılık hastalığının belirtilerini göstermeleri, pek çok Doğulunun ülkenin adını kötüler listesine yazmasına yol açması önemli bir imaj sorunu mesela.
Türkiye’nin Kıbrıs meselesi ve Kürt sorununun da benzeri bir imaj sorunu aslında.

Baş ağrılarını yenmek için en iyi reçete belli: Daha çok empati…

Yaşar İliksiz  
azobra@yahoo.com
Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x