Biz insanları formatlıyoruz

27 Temmuz 2015 Pazartesi 13:16

Hemen hemen herkesin çantasında bir baş ağrısı hapı, ya da anti-depresan taşıdığı günümüzde bu hastalıklarla mücadele etmenin birçok yolu olduğu biliniyor.

Biz insanları formatlıyoruz
15 yıldır bu çağın vebası olarak da bilinen başta stres ve depresyon sonucu başta kendilerine sonra çevrelerine  hayatı çekilmez hale getiren  insanlara bilinen yöntem ve söylemlerden farklı bir şekilde yardımcı olan, tekrar sağlıklarına kavuşturan bizden biri var…

Farklı diyoruz çünkü o ‘tedavi ediyoruz’ demiyor, yazının başlığında da olduğu gibi “ Biz insanları formatlıyoruz” diyor…
Kendisine gelenlere “ Hasta “ gözü ile bakıldığı gibi o kelimeyi de kesinlikle kullanmıyor ve ‘ “Danışan” diyor.

Konuşmalarımızda acaba şaşıp yanılıp hasta, der mi diye bekliyorum, dikkat ediyorum ama nafile, o kelimeyi literatüründen silmiş atmış, kendisine gelenlere de o kelimeyi emrivaki olmasa da yasaklıyor.
Biz de bir süre sonra “ hasta” kelimesi yerine “Danışan” demeye başlıyoruz.



Ayşe Yazılıtaş bu işe 15 yıl önce başlamış. Mesleğini severek yaptığına şahit olduk. Kendinden küçüklere abla, anne; kendinden büyükleri  sabırla dinleyen ama ukalalık etmeden düşünce  tavsiyelerini anlatan, bildik uzmanlardan farklı iletişimi ile bir anda aileden sizi anlayan, dinleyen biri hatta tek kişi olduğu sıcaklığı ile bir kaç randevudan sonra onunla dost, sırdaş, abla kardeş oluveriyorsunuz.

Bunu biz değil ona danışanlar söylüyor. Hollanda’nın Oss Şehrinde bulunan kliniğine gitmeden önce hakkında biraz bilgi edindik, sonra gidip kendisinden dinledik.

Ayşe Yazılıtaş kimdir?


Ayşe hanım’ın babası 1969 yılında çocuklarının rızkını kazanmak için herkes gibi belki de bir kaç yıllığına diye Hollanda’ya gelenlerden. 

1975 yılında memleketi Yozgat/ Boğazalıyan doğumlu.  İlk kez 4 yaşında Hollanda’ya gelmiş. Her Avrupa’ya gelen birinci nesil Türkler gibi Ayşe hanımın babası da “ Ben bu ülkede fazla kalmayacağım” diye düşünmüş olmalı ki kızını ve ailesini gerisin geri  Türkiye’ye yollamış okuluna Türkiye’de başlasın, eğitimini Türkiye’de alsın diye…



Hiç bir Avrupalı Türk’ün yada eskilerin tabiri ile Gurbetçinin olduğu gibi Ayşe hanımın babasının  Türkiye’de yaptığı hesap Hollanda’ya; Hollanda’da yaptığı hesap Türkiye’ye uymamış olacak ki 1992 yılında çocuklarını tekrar Hollanda’ya getirmiş.  İlk, orta ve lise tahsilini Türkiye’de tamamlayan Ayşe Yazılıtaş ikinci kez 17 yaşında geldiği Hollanda’da eğitimine dört elle sarılmış. Çoğu ailelerde olduğu gibi “okudun okuyacağın kadar, kız kısmı okuyupta ne olacak. Bir iş bul çalış, evlen yuvanı kur “ gibi söylem ve baskılar yapılmamış; aksine okuması için ailesi tarafından teşvik edilmiş.

Hollanda’da MBO, HBO ( Meslek Yüksek okulu )okullarını bitirdikten sonra  masterını de tamamlayıp, İlişki ve Aile terapisi, Gelişim terapisi, İletişim terapisi konuları başta olmak üzere  İnsan formatlamaya başlamış…

Aklımızdaki, not defterimizdeki soruları bir kenara bırakıp, söyleşi yerine adete sohbet ediyoruz Ayşe Hanımla…

“Ben bana danışanları tek tek değil, anne babaları, eşleri de terapiye alıyorum” diye söze başlıyor.
“ Mükemmel bir eğitim yoktur. Çocukların eğitiminde ve gelişiminde muhakkak eksikler vardır. Biz bir psikolog gibi dinleyip sonra tavsiyelerde bulunup ilaç tedavisi yapmıyoruz.  Önce kişi kendini ne kadar tanıyor, kendini  ve yeteneklerini ne kadar biliyor, kendini ispat edebiliyor mu ifade edebiliyor mu, sınırları nerde başlıyor nerde bitiyor, kendini ne kadar seviyor bunları tespit ederek başlıyoruz.
Eğer bir kişinin desteğine ihtiyaç duyuyorsak ki genelde duyuluyor, bize gelen danışanlarımıza güvendiği inandığı bir kişi ile birlikte terapilere alıyoruz.”

Ayşe Yazılıtaş’ın verdiği genel bilgilerden sonra aklımızdaki ve not defterimizdeki soruları sormadan önce İki danışanı ( hasta ) ve yardımcısı ile tanışıyoruz. Danışanlarından Ş.K, “ Okulu falan bırakmış, tamamen beklentisiz, hayattan zek almayan bir durumdaydım.  Bilinen tedaviler için  doktorlarla çok gittim. 6 aydır Ayşe ablaya geliyorum. Kendimi formatladım, okuluma başlamaya karar verdim” diye söze başladı.



Bir başka danışan S.S.  ise, "29 yaşında evliyim, çalışıyorum. İş yerimdeki yoğunluk dolayısı ile halsizlik stres, kısaca hayat çekilmez olmuştu. Hem kendime, hem etrafıma bir faydam olmadığı gibi küsüyor, en az bir hafta küsülü kalıyordum çevremdekilerle. Bunun için doktora gittim. Bildik araştırmalar tahliller, sapasağlamsın dediler. Oysa başka  bir şeydi bende olan rahatsızlık. Bu yüzden geldim Ayşe hanıma, şimdi olaylara daha farlı bakıyor, analiz ediyorum. Çevremdekilere küssem bile değil bir hafta, bir gün bile küsülü kalamıyor, yarım saat geçmeden barışıyorum” dedi.

13 yıl Hollandalı bir merkezde çalıştıktan sonra Oss Belediyesi'nin de desteği ile kendi merkezini açan Ayşe Yazılıtaş ile  tedavi yöntemleri ve terapilerinin farklılığını konuşacağız.

Hollandalı Türklerin  yüzde kaçı sorunlu;  tedaviye, kendini tanımaya, kendi  ile yüzleşmeye ihtiyacı var?
Hollandalı Türkler hastalık hastası mı?  
Ayşe Yazılıtaş neden hasta demiyor, ve kimseyi hasta olarak görmüyor?
Kendini keşfet, gücünü fark et, sözü ile ne anlatmak istiyor, neler yapıyor?
Sigortalar bu terapi ücretlerini karşılıyor mu?
40’ı Türk, 10’u Hollandalı olmak üzere an itibarı ile 50 danışan insana ( sorunlu /hasta) hizmet veren   Ayşe Yazılıtaş, “Hayatı'nın yönetmeni sensin! Temel eğitim kursu "kendini keşfet" son baharda 3 ayrı grup halinde başlıyor” derken bu kurslar Hollanda’nın hangi şehirlerinde ve kaçar kişilik olacak, gibi soruların cevabını söyleşimizin ikinci bölümünde bulacaksınız…

Devam edecek…



© SONHABER.NL




Anahtar Kelimeler
banner247

Yorum Gönder

@name x

Toplam Yorum Sayısı 1

Kendi Avatarınızın Görünmesi için Üye Olun!

Nurettin koçak 2 yıl önce yorumlandı

Çok teşekkür ederim ayşe hanım yukardan aşağıya paylasiminizi sakın ve yavaşça tam anlayarak okudum nice başarılar dilerim ben biraz merak ediyordum sizi acaba sizde başka uzmanlar gibi kendinizi sonradan geliştirip bu gibi uzmanlar gibi her dalda uzman olmak gibimi acaba diyordum tam temel eğtim görmeden acaba bu gibi insanların sorunu olupta ben bu işi yapa bilirim diyenler denmi acaba diyordum yalnız yazılarınızı takip ediyordum tam işinin uzmanı oldunuz inanıyordum...inanın son üç beş yıldır öyle uzmanlar ciktiki vallahî ilk okul diplomasi bile yoktu ama biraz kendini geliştirip karşısındaki insanı ben bunu ayakta uyuturum diyen uzmanlarla doldu onun için her uzmana güvenilmez oldu bizim iç anadoluda güzel bir söz vardır ekmeği e kmekciye ver bir ekmekte üste ver derler aynı su an-da piyasada çakma markalar gibi örnek bir eşyanın üzerinde tanınmış bir marka var ama o eşya o markanın değil sadece dış görünüşü marka ama içi tamamen boş ...her han gi yanlış birşey yazdım ise özür diler başarılar dilerim iyi geceler gecenin sahibine emanet olun güzel kardeşim ayşe hanım saygilarimla

1 Kişi beğendi.